Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • HerİKİ dolayısıyla sabah inanılmaz bir mide bulantısıyla uyandım. Sabah dediğim de 11 falan gulucuk.
  • Önce biraz yürüyeyim dedim, olmadı. Sonra biraz temiz hava alayım diye balkona çıktım, yine geçmedi bulantı. Sonra bir yere uzanıp Buket'ten bir limonun yarısını çay bardağına sıkmasını rica ettim, getirdiğinde iki dikişte içip geri uzandım. 5 dakikaya kalmadan zıpkın gibi kalkıp evi toplayan arkadaşlarıma yardım etmeye başladım.
  • 1'e doğru herkes toparlanmıştı, 1 gibi ben hariç herkes İzmit'e döndü. Süpersonik bir toplanma olduğu konusunda hemfikiriz sanırım.
  • 6 buçuğa kadar müzik dinleyip, şarkı söyleyip, arada sırada kestirip... Kısacası sıkıntıdan patladım!
  • 6 buçukta annem ve babam geldi yazlığa. Onlarla konuştuk, evi ne kadar temiz bıraktığımızı gösterdim falan.
  • Yemekten sonra, saat 9 gibi İzmit'e dönmek üzere otobüse binmek için durağa geçtim.
  • 9 otobüsünü kaçırmışım, 9 buçuk otobüsüne bindim.
  • Eve dönmeden önce dondurma aldım.
  • Eve dönünce bilgisayar başına geçip iki günde kaçırdıklarımı okudum. Gerçekten de iki gündür ne gündemi, ne blogküreyi, ne de takip ettiğim diğer şeyleri takip edebilmiştim.
  • SKYTURK'te Nihat Genç'in konuk olduğu Aykırı Sorular adlı programın tekrarına rast geldim, onu izledim.
  • Şimdi de yatıyorum, iyi geceler.
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Yine 11 civarında uyandım.
  • 4'e kadar pek bir şey yaptığımı söyleyemem, HerİKİ heyecanından öylece durdum evde gulucuk. Kitap (Fethullah Müslüman Mı?) okudum.
  • 4'te dışarı çıktım, Yapı ve Kredi Bankası'nın önüne gittim. Orada önce Arda'yla, sonra Mert'le, sonra Erdem ve kız arkadaşıyla, son olarak da Berk ve Çiğdem'le buluştum.
  • Oradan hep beraber, HerİKİ için alışveriş yapmak üzere Migros'a geçtik. Bolca bira, bir şişe votka (Stolichnaya), abur, cubur ve yubur alıp çıktık.
  • Şirinyalı'ya gittik. Gittiğimizde saat 5 buçuk gibiydi.
  • En başta evde oturup muhabbet ettik biraz.
  • Sonra ufak sahaya geçip delicesine futbol oynadık. Takımlardan birinde ben, Erdem ev bekçinin -futbolda ciddi ciddi feci yeteneği olan- küçük oğlu Gökhan varken, diğer takım Berk, Arda ve Mert üçlüsünden oluşuyordu. Biz yendik tabii ki.
  • Oradan ben, Arda ve Erdem denize girdik.
  • Hemen sonra eve dönüp muhabbete döndük.
  • Akşam Buket, Songül, Cihan ve Cihan (İki taneler gulucuk.) geldi, kadro büyüdü.
  • Ciddi ciddi eğlendiğimiz bir akşamdı. Bir ara son derece hızlı ama bir o kadar da garip danslar ettiğim olmuştu ki inşallah onlar videoya alınmamıştır. Alındıysa, ileride bir şekilde ünlü olduğumda rezil rüsva olurum gulucuk.
  • Beyn'i en azından bu yılın başından beri takip edenler bilir, derdim oldu mu anlatmak üzere öncelikli olarak Buket'e giderim. Buket de sağolsun sıkılmaz, dinler bütün dertlerimi. Hatta o da birçok derdini bana anlatır. Bu, HerİKİ akşamında da devam edince olayı resmiyete dökmeye karar verdim. Buket'le fahri kardeş olduk biz gulucuk. Ablam kıskanmaz inşallah, ehe.
  • Gecenin sonlarına doğru (3 buçuğa doğru) ortalığı az biraz toparlayıp tek tek sızmaya başladık. Ben sızdıktan -sanırım 1 saat sonra falan- tuvalete gidip gece boyu içtiklerimi klozete ağız yolundan iade etmek durumunda kaldım - kısaca kustum gulucuk. Dişlerim kısmen eridi sanırım bu olay sonrasında, o derece asidikti. Neyse, iğrendirmeyeyim sizi.
  • Sonra da sabaha korkunç bir mide bulantısıyla uyanmak üzere tekrar uyudum.
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Önceki gecenin muhabbeti sebebiyle geç yattığımızdan dolayı geç kalktım - kalktığımda saat 12 buçuğa geliyordu. Telefona baktım ve vazgeçmeye karar verdim.
  • 3 buçuğa doğru mu ne oradan eve geçtim.
  • Biraz zırladıktan sonra banyoya girdim.
  • Çıktıktan sonra acıktığımı hissettim, pizza ısmarladım.
  • Biraz daha zırladım. Uyuyakalmışım.
  • Uyandım, Şirinyalı'ya gittik.
  • Şirinyalı'da Mihri teyze ve Ahmet enişte vardı. Yarın için yazlığın devir teslimi gerçekleşti gulucuk.
  • Bu arada buraya yazmamıştım, yazayım: Yarın (teknik olarak bugün) ikinci Hereke toplantımızı, diğer adıyla HerİKİ'yi gerçekleştiriyoruz! İlki 2006'daydı, ikincisi inşallah aynı şekilde muhteşem olacak.
  • Akşam 11 buçuğa doğru eve döndük.
  • 12 gibi Siyaset Meydanı'nı izlemeye başladım. Ben hayatımda bu kadar güzel bir tartışma izlemedim. Oraya katılan bütün adamları da (bir Cumhuriyet gazetesi yazarı, harika bir anayasa profesörü Süheyl Batum, bir de adını bilmediğim ilginç bir insan ve Mehmet Metiner diye bir başka kişi) takdir ediyorum. Her ne kadar kavga dövüş geçtiyse de çok zevk aldım programdan.
  • Yalnız şimdi uyumazsam baş ağrısından öleceğim gibi. İyi geceler.
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Yanış hatırlamıyorsam tam 12'de uyandım.
  • 1 buçuğa doğru PTT'nin oradaki, adını bilmediği PlayStation kafede Erdem ile buluştum. Özlemişim lan adamı gulucuk. Yalnız Winning Eleven'da beni yenmesini özlememişim pek. Yine de çok eğlenceliydi.
  • 3'e doğru kalktık, ayrıldık. Ben Acısu'ya, Şive ve kuzen Özgür'ün yanına gittim - Nargile Cafe'ye.
  • 5'e doğru kalkıp eve geçtim. 5 buçuktan 6'ya kadar uyudum.
  • Sonra babam geldi. Akşam yemeği olarak pizza yedik, annem İstanbul'daydı.
  • 8'i yirmi geçe evden çıktım, tren garına gittim. Orada Berk'le buluştum, Eskişehir'den gelen Çiğdem'i karşıladık.
  • Acısu'ya, Yakamoz'a geçip biraz lafladık, çay falan içtik.
  • Oradan Yahyakaptan'a, Berk'lerin evine gittik. Giderken bira aldık çünkü gecenin ilerleyen saatlerinde bizi (özellikle beni) uzun ve süper bir muhabbet bekliyordu.
  • İçimde ne varsa döktüm efendim. Son bir denemeden sonra vazgeçmeye de karar verdim ve o kararın ertesinde, hemen sonrasında denemeyi yaptım. Kararım için ertesi günün özetine bakın.
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 11 buçukta uyandım.
  • Okula gittim.
  • Sonra döndüm.
  • Akşamüstü Ergenekon soruşturması hakkında bir yazı yazdım. Yetmedi, iki tane daha yazdım.
  • Akşam altıda ise annemle beraber İzmit'e gitmek üzere yola çıktık.
  • 10'u çeyrek geçe İzmit Şehirlerarası Otobüs Terminali'ne vardık. Efe Tur'daki saçma servis uygulaması nedeniyle 20 dakika kadar orada bekleyip 5 dakika sonra gelecek bir başka otobüsü bekledik.
  • 11'e on kala eve vardık.
  • 11'e beş kala gaza gelip Şirinyalı'ya gitmek istedim, olmadı. Hereke otobüsü yokmuş saat 11'de.
  • Sanırım 1'e doğru uyudum.

Ergenekon soruşturmasının başlamasına sebep olan el bombalarının bugün imha edildiği açıklandı. Hatta söylenene göre (kaynak direkt Feto'culardan) imha işlemi 26 Haziran 2007'de, yani geçen yıl, neredeyse soruşturma açılır açılmaz tamamlanmış bile!

Öyle bir dava ki, 1 yıl boyunca iddianamesi bile hazırlanmamış!

Öyle bir dava ki, 1 yılda onlarca kişi tutuklanmış!

Öyle bir dava ki, 1 yıl boyunca tutuklananların tutuklanma sebebi yok!

Öyle bir dava ki, gözaltına alınma, tutuklama süreçleri nasıl oluyorsa AKP'yle ilgili olumsuz gelişmelerin hemen sonrasında gerçekleşiyor???

Öyle bir dava ki, davada kullanılacak bir delil bile yok!

Pardon, var. Bombaların yanında bulunan bir tane tabanca... Ergenekon davası ne hakkındaydı? Devlete karşı bir darbe girişimi. Birkaç bomba ve bir adet tabancayla İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Sinan Aygün falan, birkaç yaşlı başlı askerle darbe yapacakmış.

AKP'yi savunacak, Ergenekon'u kötüleyecek yorumcular Allah aşkına, tekrarlıyorum, Allah aşkına bana bu hayali terör örgütünün neden bu kadar tehlikeli olduğunu açıklasınlar. Belli ki ben fena halde gerizekalıyım çünkü bu hayali çetenin, yıllardır ülkeyi ne hallere sokan bir partiden daha tehlikeli görülmesini anlayamıyorum.

Not: Yarın Ergenekon davası nihayet iddianamesiyle beraber resmen açılacak, bundan dolayı yorum yazarken de herkesin dikkat etmesini rica ediyorum. Ben de muhtemelen dava açıldıktan sonra bu konu hakkında bir şey yazamayacağım.

AKP'ye açılan kapatma davası sırasında, hatta daha iddianame sunulurken "Borsa düşecek, ekonomi mahvolacak, bittik biz, bitti Türkiye! Demokraaasi ayıbı bir yana, ekonomi batacak, ekonomik kriz kapıda!" diye bas bas bağıran tipler vardı, hatırlarsınız. Halbuki olağanüstü bir değişiklik olmadı piyasada. Yalnızca dünyadaki ekonomik durgunluğa endeksli bir düşüş yaşandı, o kadar.

Bu sabah gerçekleştirilen operasyonda 25 kişi gözaltına alındıktan sonra borsa tarihi bir düşüşe geçti. 32 binlere gerileyen puanların kanıtladığına göre İMKB'nin piyasa değeri 10 milyar dolar azaldı. (Kaynak)

Kimin ekonominin içine ettiğini net bir şekilde gösterdiği için Ergenekon gibi hayali bir çeteyi yaratanlara sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum. Yalnız daha gözaltına alırken ekonomiyi batırıyorsanız, 4 Temmuz 2008'de Ergenekon için hazırladığınız iddianameyi verdikten sonra ülkeyi nasıl bir krize sürükleyeceğinizi düşünün lütfen.

Kehanet: Bu fark edilmemesi imkansız düşüşün ardından AKP'nin ekonomiden sorumlu tipleri "Bu düşüşün Ergenekon operasyonlarıyla bir ilgisi yoktur. Dünyadaki ekonomik durgunluktur buna sebebiyet veren." diye açıklama yapacak.

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=83195&cat=110&dt=2008/07/01

Az önceki yazıyla ilgili ama yeni bir yazı olarak girmek istedim. Dengir Mir Mehmet Fırat kişisinin, Atatürk'ün devrimlerinin toplumda travma etkisi yarattığını iddia eden birinin, AKP kapatma davasıyla ilgili ağzını bir türlü kapatmayan, yargıya verip veriştiren kişinin Ergenekon yorumu:

"Yargıya müdahil olmamak lazım. Herkes bağımsız yargıya saygılı olmalıdır. Yargının tarafsızlığına, bağımsızlığına saygı gösterilmesi lazım."

Oldu. AKP kapatılınca görürüm ben seni, ne kadar saygılısın yargının tarafsızlığına, bağımsızlığına.

Yazık size...

01.07.08

Tamamen ve yalnızca "Bunlar kesin suçludur!" zihniyetiyle yürütülen ve iddianamesi bile daha bugün (Evet, bugün!) hazırlanmış Ergenekon soruşturması kapsamında bugün daha fazla kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay, Ankara Ticaret Odası başkanı Sinan Aygün, emekli orgeneral Hurşit Tolon, üyesi olduğum Türkiye Gençlik Birliği eski genel başkanı Adnan Türkkan, Atatürkçü Düşünce Derneği genel başkanı Şener Eruygur, yazar Erol Mütercimler, Tercüman gazetesi genel yayın yönetmeni Ufuk Büyükçelebi var. Tayyip'in eski özel kalem müdürü Turhan Çömez ve emekli tuğgeneral Levent Ersöz de gözaltına alınmak üzere aranıyor. Hepsi de hayali bir terör örgütünün üyesi olarak aranıyor, göz altına alınıyor veya tutuklanıyor.

Son çırpınışlardır bunlar. Cumhuriyetini seven onlarca insanın belirli aralıklarla toplanmasıdır. Bu açıdan baktığımızda, bu yaşananların iyi bir şey olduğunu bile düşünebiliriz, adamların panik ataklarını görüyoruz sonuçta! Tarihe çoktan geçen bu olaylar gelecekte okunduğunda A. K. Partisi'nin, Tayyip'in, Feto'nun nasıl dolaplar çevirdiğini daha net göreceğiz. Nasıl ki sinemaya gittiğimizde öne oturursak filmi izlememiz zorlaşır, görüntüler karmaşık gelir; şu anda olayları olay anında yaşadığımız için kafalar karışık, gözaltına alınanların ve tutuklananların gerçekten suçlu olma ihtimalleri üzerinde duruluyor. Biraz zaman geçsin, her şey tüm çıplaklığıyla sergilenecek.

Cumhuriyeti yok etme planlarını ellerine yüzlerine bulaştırdıkları için gittikçe agresifleşen TİPLERİN, yenilmek üzere olduklarını fark ettiklerinden beri umutsuzca sağa sola tekmeler savurmalarını izliyoruz.

Sinan Aygün'ün gözaltına alınırken söylediği bir sözle bitiriyorum yazıyı:

"Atatürk'ü sevmekle suçlanıyorum."

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Sanırım yine 11'e doğru uyandım. Tam hatırlayamadım şimdi.
  • Öğle yemeğinden sonra (dün Ankara'ya gelen) annemle Bircan teyzelere gittik. Orada Su Gibi diye bir program izledim Fox TV'de yayınlanan. Muhteşem bir şey, hastası oldum. Çok ciddiyim. En kısa zamanda düzenli olarak izlemeye başlayacağım. The Office'miş, Scrubs'mış, Family Guy'mış, How I Met Your Mother'mış... Hikaye.
  • Oradan Cem aradı çeviri işi için, eve dönüp WLM'e girdim.
  • Daha sonra başka biriyle görüştüm ve Beyn'den iki reklam alanı daha sattım. Süper, di' mi?
  • Akşamüstü annemle LCW'ya gittik, bana yeni kıyafetler aldık gulucuk. Tişörtüm yoktu da üç tane tişört aldık. Bir de inanılmaz rahat, böyle kumaş pantolon gibi ama daha esnek, daha rahat bir pantolonum oldu. Muhteşem, hala çıkarmadım.
  • Akşam Cem Adrian'ın yeni albümü Seçkiler'i yorumlayayım dedim. Sonra yorumladım.
  • The Office izledim. Dizi biraz değişmeye başladı, daha çok seviyorum artık sanki.
  • 11 gibi dışarı çıktım da AŞTİ'ye gittim, yarın akşama bilet aldım annemle bana, İzmit'e.
  • Gece 2'ye doğru Kanal 1'i açıp Melih Gökçek'in konuk olduğu Teke Tek'i izledim. Ben açtığımda Emin Çölaşan'ı çemkiriyordu, en son Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin amblemlerinden falan bahsetti, bitti. Fatih Altaylı'nın konu hakkındaki yazısını merakla bekliyorum.
  • İyi geceler.